Saat Sıfır İki...

saat2

Saat sıfır iki. Kalktım. 
Kalktık. Kalktılar. 
Uykuya yenik düşmeden ve uykuyu uyutarak.
Bu gece O adamların yatağı Kudüs, yorganı Şam'dı.
Adamlar gökten yada gök katından ağır ağır indiler. 
Sabah ezanını beklemeden. 

Gece uyanık ol namazına kuşandılar.
Bulutları kendilerine sergi yaptılar. 
Mihrapta O duruyordu O!.. 
Kimselerde esne/Me olmadan ve nefes almadan, uydular uyulması gereken yere.
Uzun uzun O okudu. 
Kimse yorulmadan ve kimseyi yormadan.

O adamlar niçin gelmişti?
Nereye gideceklerdi?
Cesaret edip soramadı. Soru ağırdı.
Toparlandı. Kim ne diyordu?
Algı kanallarını tespih ile temizlemeye çalıştı. Zorlanıyordu.
Bir türlü dünya ve dünya'lıyı "TOZ" zerresi kadar göremiyordu.
Aklı dünyayı yüreğinde büyüt peşindeydi.
Oysa zekâsı bu teze karşı duruyordu.

Bu çatış/manın galibi kim olacaktı?
Namazda önüne düşen bu meseleleri masal deyip geçemezdi.
O gidiyordu. Veda yoktu.
Veda'sız bir gidiş ile ayrılık başlıyordu.
Boyun büktü. Yüreğini yaktı.
Ağladı ağladı!..

Designer - Ergin UZUNDURUKAN