BİR TEMEL FIKRASI DA BİZDEN (YAŞANMIŞTIR)

Temel’i, bir ilkbahar günü patronu yanına çağırmış. Temel'de bir korku bir korku sormayın gitsin. Acaba patron Temel’e ne diyecek? Bir telaş sarmış ki Temel’i yüreği küt küt atmaya başlamış. Oysaki garibim patronun derdi başka. Üzerinde bir ceket kolları kolundan uzun, patron terziye gitmeye üşenmiş; vakit cimrisi imiş, sakal tıraşı için berbere gitmezmiş, ayakkabıları boyatmak için losttıra salonuna gitmezmiş. Öyle gideyim cafelerde, otellerde, nargile salonlarında oyun oynamazmış. Temel de zaten bu adama bu güzel duygularından dolayı severmiş. Ama yanlışı gördün mü; tembelliği, uyuşukluğu, kirliliği gördü mü yanardağ gibi patlarmış. Temel bunları düşüne düşüne patronun kapısına gelmiş:
‘Patronum beni emretmişsun?’
Patron da temele:
‘Nerede kaldın, aradım da niye hemen karşıma çıkmıyorsun?’ Demiş.
Temel anasının gözü bir laz. Hemen yapıştırıvermiş, demiş ki:
‘Bir kahve edeyum mi?’
Ama o arada patronun elinde bir ceket sormadan edememiş:
‘Hayırdur patronum? Bu cekette neyun nesi ?’
Patronu:
‘Temel gel ölçülerimi al, kollarını kısaltacağım.’
Temel metreyle koşa koşa gelmiş ölçülerini almış, tam terzi dükkanından içeri girerken patrona telefon açıvermiş:
- Ula patron ula patron; ceketin bir kolunu mu kısaltacağım, iki kolunu mu kısaltacağım?
       
Designer - Ergin UZUNDURUKAN